Bir sokak aydınlatması, aydınlatma direği, sokak lambası, aydınlatma standardı veya lamba standardı, bir yol veya kaldırım kenarındaki yükseltilmiş bir ışık kaynağıdır. Modern lambalar ayrıca, ışığa ihtiyaç olduğunda ya da olmadığında otomatik olarak çalışan ışığa duyarlı fotoseller içerebilir: şafak, gurup vakti veya karanlık havalarda olduğu gibi. Bu işlev eski aydınlatma sistemlerinde, bir güneş ayarının yardımıyla gerçekleştirilebiliyordu (Güneş Ayarı: Belirli bir boylamda güneşin doğuş ve batış saatlerini izlemek üzere ayarlanmış, zaman ayarlı anahtar. Ç.N.). Pek çok sokak aydınlatma sistemi, bir direkten diğerine uzanan teller yerine yeraltından bağlıdır.

 

Tarihçe

Sanayileşme Öncesi Çağ

İlk lambalar Yunan ve Roma uygarlıkları tarafından kullanıldı. O çağlarda aydınlatma öncelikle güvenlik amacına hizmet etmek üzere, hem sokakta gezenleri yol üzerindeki bir şeye basmaktan hem de pusuya düşmüş potansiyel soygunculardan korumak için kullanılıyordu. O zamanlarda yağ lambaları ağırlıklı olarak kullanılıyordu çünkü uzun ömürlü ve orta karar bir alev veriyordu. Romalıların 'lanternarius' diye bir sözcükleri vardı, bu sözcük villaların önündeki yağ lambalarını yakmakla görevli köle anlamına gelen bir terimdi. Bu görev Orta Çağa kadar belirli bir insanın sorumluluğu olmaya devam etti. Mekik oğlan denilen bu kişiler, bir yerden diğerine giderken ortaçağ kasabalarının kasvetli ve rüzgârlı sokaklarında insanlara eşlik ediyorlardı.

Akkor lambalardan önce, şehirlerde mum ışığı kullanılıyordu. İlk lambalar gün batımında bir lamba yakıcı turu gerektiriyordu, lambaların her birini yakmak için. Bazı kaynaklara göre, aydınlatma ilk olarak Londra’da 1417 yılında Londra Belediye Başkanı Sör Henry Barton tarafından düzenlenmiştir ancak bu konuda sağlam bir kanıt mevcut değildir.

1524’te, Paris ev sahiplerinin geceleri evlerinin önünde içinde yanan mumlar bulunan fenerler bulundurmaları gerekliydi. Işık miktarını büyük oranda arttıran cam pencereli fenerlerin icadını takiben, 1594’te Paris polisi şehrin her mahallesindeki fenerleri yerleştirme sorumluluğunu üstlendi. Yine de 1662’de, eğer yolcular karanlık, rüzgârlı sokaklarda ilerlemek zorundalarsa bir fener taşıyıcı kiralamak hâlâ yaygın bir uygulamaydı. Fener taşıyıcılar 1789’a dek Paris’te yaygın bir uygulama olmaya devam etti. 1667’de, Kral 14. Louis yönetimi altında, kraliyet hükümeti sokaklara fenerler yerleştirmeye başladı. 1669’da üçbin adet var ilen bu sayı 1729’da iki katına çıktı. Cam pencereli fenerler bir kordon ile sokağın ortasında altı metre yükseğe asılıyordu ve onsekiz metre araylayerleştiriliyordu. 1745 il3 1749 yılları arasında, çok daha fazla geliştirilmiş bir fener, bir réverbère tanıtıldı. Bu lambalar lamba direklerinin tepesine tutturuluyordu; 1817 yılı itibarı ile Paris sokaklarında dörtbin altıyüz doksan dört lamba vardı. Fransız Devrimi sırasında, (1789-1799), devrimciler lamba direklerinin aristokratları ve karşıt görüşten kimseleri asmak için uygun bir yer olduğunu keşfetti.

Gaz Lambası Aydınlatması

İlk yaygın sokak aydınlatması sistemi, yakıt olarak boru şebekesi ile dağıtılan kömür gazını kullandı. Stephen Hales 1726’da kömürü damıtılması ile yanabilir bir sıvı elde eden ilk insan oldu. John Clayton ise 1735’te bu gaza kömürün “ruhu” adını verdi ve yanabilirliğini kazaen keşfetti.

William Murdoch (bazen “Murdock” diye yazılır), aydınlatmanın pratik uygulaması için gazın yanabilirliğini kullanan ilk kişi oldu. 1790’ların başında, Cornwall’daki kalay madeninde şirketinin buhar makinelerinin kullanımına nezaret ederken, Murdoch çeşitli gaz türleriyle deney yapmaya başladı ve sonunda kömür gazını en etkili olarak belirledi. Kömür gazını ilk olarak 1792’de Cornwall, Redruth’taki kendi evinde yaktı. 1798’de, Soho Dökümhanesinin ana binasını aydınlatmak için gaz kullandı ve 1802’de gazlı aydınlatmayı açık alanda sergiledi ve ışıklar bölge halkını hayretler içinde bıraktı.

Paris’te, gazlı aydınlatma ilk olarak, 1800 Kasımında Saint-Dominique Caddesi üzerindeki özel bir konutta sergilendi ve 1817’de de üzeri kapalı bir alışveriş sokağı olan Passage des Panoramas’ta uygulandı. Paris caddelerindeki ilk gaz lambaları, Ocak 1829’da Carrousel Meydanında ve sonra da Paix Caddesinde, Vendôme Meydanında, Castiglione Caddesinde göründü; 1857 itibarı ile büyük bulvarların tümü gaz ile aydınlanıyordu. Parisli bir yazar 1857 Ağustosunda övgüsünü şöyle ifade ediyordu: “Parislileri en fazla büyüleyen şey, bulvarların gaz ile yapılan yeni aydınlatması… Madeleine Kilisesinden Montmartre Caddesine dek tüm yol boyunca beyaz ve saf bir netlik içinde parlayan bu iki sıra lamba muhteşem bir etkiye sahip.” Gaz lambaları bulvarlara yerleştirildi ve şehir anıtları 19. yüzyılda şehre “Işık Şehri” ismini kazandırdı.

Gaz ile yapılan ilk kamu sokak aydınlatması, 28 Ocak 1807’de, Frederick Albert Winsor tarafından Londra Pall Mall’da sergilendi. 1812’de İngiltre Parlamentosu, Londra ve Westminster Gaz Aydınlatma ve Kok Kömürü Şirketi için bir imtiyaz verdi ve dünyadaki ilk gaz şirketi kurulmuş oldu. İki yıldan daha az bir süre sonra, 31 Aralık 1813’te, Westminster Köprüsü gaz ile aydınlatıldı.

Bu başarıyı takiben, gazlı aydınlatma diğer ülkelere de yayıldı. Gazlı aydınlatmanın 1816’da, Baltimore’deki Rembrandt Peale Müzesindeki kullanımı büyük bir başarıydı. Baltimore gazlı sokak lambalarına sahip ilk Amerikan şehriydi ve bu lambalar Baltimore’deki Peale Gaz Aydınlatma Şirketi tarafından sağlanıyordu.

İngiltere’de Londra dışında gazlı aydınlatmaya sahip olan ilk yer 1825’te Lancashire, Preston oldu ki bu da daha parlak gazlı aydınlatmanın en gelişmiş yolunu bulan devrimci Joseph Dunn tarafından işletilen Preston Gaz Şirketi sayesinde idi.

Petrol gazı bu alanda kömür gazına bir rakip olarak ortaya çıktı. 1815’te, John Taylor “yağın” ve diğer hayvansal yağların çözünmesi için bir teçhizatın patentini aldı. Bu patentli teçhizatın Apothecary’s Hall’da Taylor & Martineau Ortaklığı tarafından sergilenmesi halkın dikkatini çekti.

Gaz yağı kullanılan ilk modern sokak lambaları, o dönemde Avusturya İmparatorluğuna bağlı Lviv’de 1853’te tanıtıldı. Brest’te, gaz lambalı sokak aydınlatması, alışveriş caddesinde turist çekme aracı olarak 2009’da tekrar görüldü.

Farola fernandina

Farola fernandina, İspanya’da hâlâ popüler olan geleneksel bir sokak aydınlatma tasarımıdır. Esasen 18. yüzyılın sonlarından kalma neoklasik Fransız gaz lambası tarzıdır. Duvar kenetli veya standart lamba halinde olabilir. Standart taban dökme metal olup üzerinde birbirine dolanmış iki ‘F’ harfinden oluşan bir arma vardır. Bu arma İspanya Kralı VII. Ferdinand’ın kraliyet armasıdır ve kızı, Montpensier Düşesi prenses Luisa Fernanda’nın doğum tarihi anısınadır.

Ark Lambaları ve Akkor Aydınlatma

İlk elektrik sokak aydınlatmasında ark lambaları kullanılıyordu, başlangıçta 1875’te Rus Pavel Yablochkov tarafından geliştirilen ‘Elektrik kandili’, ‘Jablotchkoff kandili’ veya ‘Yablochkov kandili’ kullanılıyordu. Bu lamba, iki elektrodun da eşit oranlarda tüketilmesini sağlayan ve alternatif akım kullanan bir karbon ark lambasıydı. 1876’da Los Angeles Belediye Meclisi, dört ark lambası sipariş etti ve bu lambalar sokak aydınlatması için yeni şehrin çeşitli yerlerine yerleştirildi.

30 Mayıs 1878’de, ilk elektirikli sokak lambaları Paris’te, Paris Evrensel Fuarının açılışını kutlamak için Opera Bulvarına ve Etoile Meydanına, Zafer Takının çevresine yerleştirildi. 1881’de, Paris Uluslararası Elektrik Fuarına denk gelecek şekilde büyük bulvarlara sokak lambaları yerleştirildi.

Londra’da elektrikli ark lambaları ile aydınlatılan ilk yerler 1878’de Holborn Viyadüğü ve Thames Rıhtımı oldu. 1881 itibarı ile dörtbinden fazla lamba kullanılıyorduysa da, o yıl geliştirilmiş ve farklılık gösteren bir ark lambası Siemens & Halske firmasından Friedrich von Hefner-Alteneck tarafından geliştirildi. ABD arklı aydınlatmayı benimsemekte hızlı davrandı, 1890 itibarı ile 130 binden fazla lamba ABD’de kullanılmaktaydı, ekseriya olağanüstü yüksek ayışığı kulelerinde kullanılmaktaydı (Ayışığı kulesi: 19.yy sonlarında ABD ve Avrupa’da şehirlerde yaygın olarak kullanılan yüksek ışık kuleleri. Ç.N.).

Ark lambalarının iki büyük dezavantajı mevcuttu. İlk olarak, yoğun ve sert bir ışık yayıyorlardı, bu durum tersaneler gibi sanayi bölgeleri için kullanışlı olsa da sıradan şehir sokakları için rahatsız ediciydi. İkincisi, bakımı pahalıydı çünkü karbon elektrotları hızlı bir şekilde yanıp tükeniyordu. 19.yy sonunda ucuz, dayanıklı ve parlak akkor ampullerin geliştirimesi ile birlikte, ark lambaları sokak aydınlatması kullanımından kaldırıldı ancak sanayi alanındaki kullanımı daha uzun süre devam etti.

Akkor ampul ile aydınlatılan ilk cadde Newcastle’daki Mosley Caddesi oldu. Cadde 3 Şubat 1879’da Joseph Swan’ın akkor lambası ile aydınlatıldı. Dolayısıyla Newcastle, dünyada aydınlatma ile tümüyle ışıklandırılan ilk şehirlerden biriydi. ABD’de ilk, tüm dünyada ise ikinci olarak aydınlatılan yer ise 29 Nisan 1879’da Ohio, Cleveland’daki Public Square yol ağı oldu. İndiana, Wabash ise dünyada elektrikle aydınlatılan üçüncü şehir unvanını 2 Şubat 1880 tarihinde elde etti. Mahkeme binasının üzerine yerleştirilen dört adet üçbin mum gücündeki ark lambası, şehir merkezini “öğle vakti kadar parlak” bir biçimde hale getirdi. Güney Afrika’daki Kimberley, 1 Eylül 1882 itibarı ile Güney Yarıküredeki ve Afrika’daki elektrikli sokak lambalarına sahip ilk şehir oldu. Kosta Rika’daki San Jose, Güney Amerika’daki ilk şehir oldu, sistem hidroelektrik bir tesisten beslenen 25 lamba ile 9 Ağustos 1884’te kuruldu.

Macaristan Krallığı’ndaki Temesvár (günümüz Romanya’sındaki Timişoara), 12 Kasım 1884 itibarı ile Kıta Avrupasında elektrikli kamu aydnlatmasına sahip ilk şehir oldu. Burada 731 lamba kullanıldı. 9 Aralık 1882’de Avustralya, Queensland’daki Brisbane, Queen Caddesi boyunca dikilen sekiz ark lambasının kullanımının sergilenmesi ile elektrikle tanıştı. Bu ark lambalarını besleyecek güç, bir Robey buhar motoru ile çalıştırılan 10 beygir gücünde bir Crompton doğru akım jeneratöründen alınmaktaydı. Buhar motoru ise Adelaide Caddesinde J. W. Sutton Şirketi tarafından tutulan küçük bir dökümhanede bulunmaktaydı. Lambalar dökme demir tabanlar üzerinde 6 metre yükseklikte dikilmişlerdi. 1888’de Avustralya New South Wales’deki Tamworth, Avustralya’da elektrikli sokak aydınlatmasına sahip ilk yerleşim oldu ve şehre İlk Işık Şehri” unvanını kazandırdı.

Yüksek yoğunluklu akım lambalarının gelişine dek akkor lambalar öncelikle sokak aydınlatması için kullanıldı. Çoğu kez yüksek voltajlı seri devreler ile işliyorlardı. Seri devreler gözdeydi çünkü bu devrelerdeki daha yüksek voltaj tüketilen watt miktarına göre daha fazla ışık üretiyordu. Dahası, fotoelektrik kontrollerin icadından önce, tek bir düğme veya saat tüm bir bölgedeki tüm ışıkları kontrol edebiliyordu.

Tek bir lamba yandığı takdirde tüm sistemin karanlığa gömülmesinden kaçınmak için her sokak lambası, devrenin sağlam kalmasını sağlayan bir araçla donatılmıştı. İlk seri sokak lambaları, ampul çalışsın ya da çalışmasın akımın transformatörden geçmesine izin veren yalıtım transformatörleri ile donatılmıştı. Sonradan film devre kesici icat edildi. Film devre kesici, lambaya giden iki tele temas eden iki temas noktasını ayıran küçük bir yalıtkan film diski idi. Eğer lamba bozulursa (açık devre), telden geçen akım sıfıra düşüyordu, bu da devrenin voltajının (binlerce volt) yalıtkan filme nüfuz ederek içinden geçmeye zorlanmasına sebep oluyordu (bkz. Ohm Kanunu). Bu şekilde, bozuk lamba pas geçiliyor ve güç bölgenin geri kalanına aktarılıyordu. Sokak lambası devresinde otomatik bir akım regülatörü mevcuttu, bu regülatör lambalar bozuldukça akımın artmasını önlüyor, kalan lambaların ömrünü koruyordu. Bozuk lamba değiştirildiğinde, bir kez daha devre kesicideki temas noktalarını ayırmak üzere yeni bir parça film yerleştiriliyordu. Bu sistem, lambayı ve yansıtıcıyı montaj kolundan ayıran büyük porselen yalıtkan ile ayırt edilebiliyordu. Bu gerekliydi çünkü lambanın tabanındaki iki temas noktası toprağın üzerinde birkaç bin volt ile çalışabiliyordu.

 

Çağdaş Aydınlatma

Günümüzde, sokak aydınlatmasında yaygın biçimde yoğun akım boşaltma lambaları (High-Intensity Discharge [HID] lambaları), çoğunlukla da HPS (high pressure sodium) yüksek basınçlı sodyum lambası kullanılır. Bu tür lambalar en düşük elektrik tüketimi ile en yüksek fotopik aydınlatma miktarı sunar. Öte yandan, beyaz ışık kaynaklarının sürücü çevresel görüşünü ikiye katladığı ve sürücü fren tepki süresini en az % 25 geliştirdiği; yayaların kaldırımlardaki takılma/kayıp düşme tehlikelerini daha iyi tespit etmelerini sağladığı ve diğer insanların kişilerarası yargılara bağlı görsel değerlendirmelerini kolaylaştırdığı görülmektedir. Metal halide ve sodyum lambalarını karşılaştıran çalışmalar göstermiştir ki, eşit fotopik ışık düzeylerinde, gece bir metal halide aydınlatma sistemi ile aydınlatılan bir cadde manzarasının bir yüksek basınçlı sodyum sistemi ile aydınlatılan aynı manzaraya kıyasla daha parlak ve güvenli olduğu yanılma payı olmaksızın görülmektedir.

İki ulusal standart, farklı görüngelerden lambalar kullanılırken aydınlatma şiddetinde çeşitliliğe artık imkân vermekte. Avustralya’da, HPS sodyum lamba performansının % 75’lik bir asgari değere indirilmesi gerekir. İngiltere’de, aydınlatma şiddeti daha yüksek değerlerdeki S/P oranı ile azaltılır.

LED veya endüksiyon lambaları gibi yeni sokak aydınlatması teknolojileri, yüksek skotopik lümen düzeyleri sağlayan beyaz bir ışık yayar. Yüksek skotopik lümen düzeyleri, daha düşük watt ve daha düşük fotopik lümenli sokak lambalarının mevcut sokak lambalarının yerini almasını sağlar. Öte yandan, farklı ışık kaynağı türleri için Fotopik/Skotopik ayarlamalar konusunda yazılmış düzgün şartnameler bulunmamakta, bu da pek çok belediyenin ve sokak aydınlatmadan sorumlu birimlerin, standartlar güncelleninceye kadar bu yeni teknolojileri uygulamaktan geri durmalarına sebep olmaktadır. İngiltere, Doğu Sussex’teki Eastbourne’de sokak lambalarından 6000 tanesinin LED’e çevrilirse ne olacağını görmek için hali hazırda bir proje devam ediyor. 2014’ün başlarında da Eastbourne’yi Hastings takip edecek.

İtalya’nın Milano şehri, tümüyle LED aydınlatmaya geçen ilk büyük şehirdir.

Fotovoltaik/ışık gerilimsel güçlü LED ışıklıklar daha geniş kabul elde etmekte. Ön saha testleri, bazı LED ışıklıkların enerji-etkin olduğunu ve test ortamlarında iyi performans gösterdiğini göstermektedir.

2007’de, Civil Twilight Collective geleneksel LED sokak lambasının başka bir şeklini, Ay-yankılı sokak lambasını yarattı. Bu lambalar ışığın yoğunluğunu ay ışığına göre azaltıyor veya arttırıyordu. Bu sokak lambası tasarımı böylece enerji tüketimini olduğu kadar ışık kirliliğini de azaltıyordu.

 

Ölçüm

Skotopik ve fotopik aydınlatma verimliliği işlevleri arasında bir köprü kurmak için iki çok benzer ölçüm sistemi oluşturuldu ve Birleşik Fotometri Sistemi yaratıldı. Bu yeni ölçüm gayet iyi karşılandı çünkü sadece gece karanlığındaki aydınlatmalarının özelliklerini saptamak için sadece V(λ)’ye güvenme daha fazla elektrik enerjisi gerektirir. Mezopik aydınlatma senaryolarını ölçmek için yeni bir yol kullanmanın maliyet tasarrufu potansiyeli muazzamdır.

Dış Mekan Aydınlatma Performansı, ışık kirliliğinin üç farklı yönünü öngörme ve ölçme için bir yöntemdir: parıltı, içinden geçme ve parlama. Aydınlatma uzmanları bu yöntemi kullanarak, bir mülkün sınırlarını aşan aşırı veya göze batan aydınlatmayı asgariye indirmek için mevcut ve planlanan aydınlatma tasarımları ve uygulamalarının performansını ölçebilirler.

 

Yararlar

Sokak aydınlatmasının başlıca yararları kazaların önlenmesi ve güvenlikte artıştır. Çalışmalar, karanlığın çok sayıda çarpışma ve ölümlere, özellikle de yayaları da içeren kazalara sebep olduğunu göstermiştir. Gün ışığna göre karanlıkta yaya ölümleri 3 ila 6,75 kat daha muhtemeldir. Sokak aydınlatmasının, yaya kazalarını % 50 azalttığı görülmüştür.

Buna ek olarak, aydınlatılmış dörtyol ağzı ve otoyol köprülü kavşaklarında, aydınlatılmamış dörtyol ağzı ve otoyol köprülü kavşaklarına nazaran daha az çarpışma olma ihtimali vardır.

Kasabalar, kentler ve köyler aydınlatma direklerinin sunduğu benzersiz konumları dekoratif veya hatırlatıcı afişler asmak için kullanırlar.

ABD’deki pek çok topluluk aydınlatma direklerini, ilk olarak ABD kökenli bir aydınlatma direği afiş üreticisi tarafından tasarlanan aydınlatma direği afiş sponsorluk programları yoluyla para toplama için bir araç olarak kullanır.

 

Zararlar

Sokak aydınlatmasına dair başlıca eleştiriler, yanlış kulanıldığı takdirde gerçekten kazalara sebebiyet verebileceği ve ışık kirliliğine yol açabileceği eleştirileridir.

Tehlikeler

Sokak lambası uygulamalarında dikkate alınması gereken iki görsel fenomen vardır.

  • Sürücülerin gözlerinin intibak refleksi nedeniyle gece görüşünün kaybı en büyük tehlikedir. Sürücüler aydınlatılmamış bir alandan çıkıp bir sokak lambasının ışık havuzuna girdiğinde, gözbebekleri daha parlak ışığa uyum sağlamak için hızla küçülür ancak ışık havuzundan çıkarlarken daha kısık ışığa uyum sağlamak için gözbebeklerinin genişlemesi çok daha yavaş olur, dolayısıyla sürücüler bozuk bir görüşle ilerler. İnsan yaşlandıkça gözlerin iyileşme hızı yavaşlar, bu yüzden bozuk görüş altında araç sürme süresi ve mesafesi artar.
  • Gelecek farlar, gri bir arka plan karşısında gri olana kıyasla daha iyi görülürler. Karşıtlık gelen araca dair daha fazla farkındalık yaratır.
  • Elektrik kaçağı da pek çok şehirde bir kaygı unsurudur. Elektrik kaçağı kazara lamba direklerini elektriklenedirebilir ve direğe temas eden herkesi yaralama veya öldürme potansiyeline sahiptir. Bazı şehirlerde Elektrikli Kapak Emniyeti teknolojisi mevcuttur, bir lamba direği tehlikeli derecede elektriklendiğinde halkı uyarmak için bir alarm sesi duyulur ve ve bir ışık çakar.

Ayrıca çocukların eğlence amacıyla direklere tırmanmalarının yanı sıra başka fiziksel tehlikeler de vardır. Sokak lambası direkleri motorcular ve yayalar için, özellikle de zayıf görüşe sahip veya alkolün etkisinde olanlar için çarpışma riski oluşturur. Bu risk, direkleri çarpışma anında kırılacak şekilde tasarlayarak (kolay kırılır veya katlanır destekler), direkleri korkuluk ile korumaya alarak veya görünürlüklerini arttırmak için alt kısımlarını işaretleyerek azaltılabilir. Sert rüzgârlar veya birikmiş metal yorgunluğu da zaman zaman sokak lambalarını deviren unsurlardır.

Işık Kirliliği

Şehir bölgelerinde ışık kirliliği yıldızları gizleyebilir ve astronomi çalışmalarına ve pek çok kuş türünün göçüne müdahale edebilir. Astronomik teleskoplar ve gözlemevlerinin yakınlarındaki düzenlemelerde, düşük basınçlı sodyum lambaları kullanılabilir. Bu lambalar cıva ve metal halide lambalar gibi diğer lambalara kıyasla avantajlıdır çünkü düşük basınçlı sodyum lambaları daha düşük yoğunlukta, tek renkli ışık yayar. Gözlemevleri sodyum dalgaboylarını kendi gözlemleri dışında filtreleyebilir ve yakındakişehir aydınlatmasından gelen müdahaleyi hemen hemen süzebilirler. Tam şalter sokak lambaları ayrıca gökyüzüne yönelen ışık miktarını azaltarak ışık kirliliğini de azaltır, bu da ışığın parlaklık verimini geliştirir.

Enerji Tüketimi

Küresel olarak tüm elektriğin %70’i fosil yakıtların kullanılması yoluyla üretilmektedir ki bu da sera gazlarını da içeren bir hava kirliliği kaynağıdır. Ayrıca küresel olarak bu elektriği kullanan yaklaşık 300 milyon sokak lambası mevcuttur. Şehirler daha etkin enerji kullanımını araştırmakta, yoğun olmayan saatlerde ışıkları kısarak sokak lambası güç tüketimini azaltmakta ve yüksek güçlü LED lambalara geçmektedir. Bir İngiliz ilçe meclisi, deneme olarak sokak lambalarının %5’ini kapatmıştır.

 

Sokak Lambası Kontrol Sistemleri

Bir şehrin kamu aydınlatma sisteminin enerji tüketimini kontrol etmek ve azaltmak için bir dizi sokak lambası kontrol sistemi geliştirilmiştir. Bunlar sokak lambalarının ve/veya tekil lambaların çevrimini özel ayar rezistansları ve ağ işletme protokolleri ile kontrol etmeye kadar çeşitlilik gösterir. Bu sistemler, talimatları düşük voltaj beslemesi veya kablosuz ağ üzerinden yüksek frekansta ayrı veri ağlarıyla gönderip almayı içerebilir.

Görüntü Temelli Sokak Lambası Kontrolü

Birkaç şirket artık aydınlatma gücünü kullanım miktarı ve süresine göre ayarlayan akıllı sokak aydınlarması üretiyor, başka bir deyişle yayaların sınıflandırmasını bisikletlilere karşı, motorlu araçlara karşı yapıyor, ayrıca hareketin hızını algılıyor ve hareketin hızına göre ileride belli sayıdaki sokak lambasını geride ise daha azını aydınlatıyor. Ayrıca ışıklar yolun koşullarına göre de ayarlanıyor, örneğin kar daha fazla ışık yansıtır, dolayısıyla azaltılmış ışık gerekir.

 

Amaç

Sokak lambalarının üç ayrı temel kullanımı mevcuttur, her biri farklı tür lamba ve yerleştirme gerektirir. Farklı tür lambaların yanlış kullanımı, görüşü veya güvenliği riske atarak durumu kötüleştirebilir.

İkaz Işıkları

İki yolun kesişimindeki mütevazı sabit bir ışık, yolculuğa yardımcıdır çünkü bir sürücünün yaklaştıkça bir yan yolun konumunu görmesine yardımcı olur, böylece frenlerini ayarlayabilir ve ana yoldan ayrılma niyetindelerse tam olarak nerede dönüleceğini bilebilir veya araçları veya yayaları görebilirler. Bir ikaz ışığının işlevi “İşte buradayım” demektir ve loş bir ışık bile karanlık bir gecede amaca hizmet edecek kadar karşıtlık sağlar. Bir ışık havuzundan geçerek gelen bir aracın sebep olabileceği tehlikeleri önlemek için, bir ikaz ışığı asla ana yola doğru parlamamalıdır ve yan yol üzerinde de parlak biçimde olmamalıdır. Yerleşim bölgelerinde, bu genellikle tek uygun aydınlatmadır ve kaldırıma da dökülen ışık gibi yan etkileri vardır, bu da yayaların yararınadır. Eyaletlerarası otoyollarda yaygın biçimde yol kenarlarına yansıtıcılar yerleştirilerek bu amaca hizmet edilir.

Yol Aydınlatması

Yukarıda bahsedilen tehlikelerden ötürü, yol aydınlatmaları doğru düzgün ve tedbirli bir şekilde ve yalnızca artan riskin meşrulaştırdığı belirli bir durumlarda kullanılır. Bu durum genellikle bir kavşak, birkaç dönüş hareketi ve çok sayıda yön işaretini içerir, sürücülerin farlarının ışığı altında olmayan çokça bilgiyi hızla alması gereken durumlardır. Bu durumlarda (bir otoyol kavşağı veya çıkış rampasında) Dörtyol ağzı öyle aydınlatılır ki sürücüler tüm riskleri hızla görebilir ve iyi tasarlanmış bir plan kavşağa gelmeden yaklaşık çeyrek dakika önce uygun şekilde aydınlatmayı dereceli olarak arttırır ve kavşak sonrasında dereceli olarak azaltır. Otoyolların ana kısımları, sürücünün gece görüşünü korumak için aydınlatılmamış olarak kalır ve gelen farların görünürlüğünü arttırır. Eğer farların yolu aydınlatmayacağı keskin bir dönüş varsa, dönüşün dışındaki bir ışık çoğu kez gereklidir.

Eğer bir otoyolu aydınlatmak isteniyorsa (muhtemelen yoğun ve hızlı çok şeritli trafik nedeniyle), sokak lambalarının her zamanki yerleştirmelerinin tehlikelerinden kaçınmak için lambalar aralıklı olarak yakılmamalıdır çünkü bu durum tekrarlanan göz uyarlaması gerektirir ki bu da ışık havuzlarına girerken ve çıkarken göz yorgunluğu ve geçici körlüğü beraberinde getirir. Bu durumda sistem far ışığı ihtiyacını gidermek için tasarlanır. Bu çözüm genellikle yakın düzenli aralıklarla yüksek direklere yerleştirilen parlak ışıklarla elde edilir, böylece yol boyunca sürekli ışık olur. Aydınlık kaldırımdan kaldırıma uzanır.

 

Bakım

Sokak aydınlatma sistemleri sürekli bakım gerektirir, bu da tepkisel veya önleyici olarak sınıflandırılabilir. Tepkisel bakım bir ydınlatma arızasına doğrudan yanıttır, örneğin bozulduktan sonra lambayı yenisiyle değiştirmek veya bir aracın çarpması sonrası tüm aydınlatma birimini değiştirmek gibi. Önleyici bakım, aydınlatma bileşenlerinin programlı yenilemesidir, örneğin şehrin belli bir bölgesindeki tüm boşalmalı lambaların öngörülür ömrünün % 85’ini doldurduğunda tümünün değiştirilmesidir. Birleşik Krallık’ta Roads Liaison Group (Yol İrtibat Grubu) bir Uygulama Kodu yayımlamıştır, buna göre belirli tepkisel ve önleyici bakım prosedürleri uygulanır.

Bazı sokak lambalarında bir ışık durum bidirgeci mevcuttur. Bir örneği New York şehrindedir, orada sokak lambaları algılayıcılarla donatılmıştır. Bir lambanın üstündeki kırmızı ışık yandığında, o lambanın tamir gerektirdiği anlamına gelir.